Sunday, 6 February 2011

bir woody allen kahramanı, louis levy.

woody allen'ın "crimes and misdemeanors" adlı enfes filmindeki hayali profesörüdür louis levy.



filmde birkaç monolog vardır. televizyondan konuşur louis levy. vermek istediği mesajı hayali bir profesör ile vermek ancak woody allen'ın tarzı olacak kadar ironidir.
şöyle der sanki üstad;

"ulen iyi izleyin hınzırlar! ciddi birşey söylüyorum. ben dersem sallamazsınız ama size aşmış bir yahudi profesör yarattım bari onu dinleyin. bundan gayrı birşey değildir hayat"

ve louis levy konuşur;


---spoiler---


"..ilk israillilerin inançlarının temelinde onlara değer veren bir tanrı vardı. onlara değer veriyordu ama aynı zamanda onların da ahlaklı olmalarını istiyordu. paradoks burada başlıyor. tanrının bizden ilk beklentisi nedir? tanrı, ibrahim'den bricik oğlunu kendisi için kurban etmesini istedi. başka bir deyişle, binlerce yıllık çabaya rağmen hala tam anlamıyla sevecen bir tanrı imajı oluşturmayı başaramadık. bu bizim kapasitemizi aşıyor."

filmin ilerleyen kesiminde;

"Şunu hiç unutmamalıyız: Daha doğar doğmaz,bizi hayatta kalmaya ikna edecek çok büyük bir sevgiye ihtiyaç duyarız. O sevgiyi bir kez elde ettik mi,bize daima eşlik eder. Ama evren soğuk bir yerdir. Onu duygularımızla dolduran bizleriz. Yine de bazı şartlar altında, artık buna değmeyeceği hissine de kapılabiliriz."

ve sonunda;

"hepimiz, hayatımız boyunca bazı seçimler yapmak durumunda kalırız. ahlaki seçimler. bazıları sıradan, bazılarıyla hayati seçimler. ama her halükarda bizi biz yapan seçimler. ne de olsa son tahlilde, her insan yaptığı seçimlerin bir toplamıdır. olaylar hiç ummadığımız bir biçimde, hatta adaletsizce gelişebilir. öyle ki; varoluşun tasarımında insanoğlunun mutluluğunun hiç hesaba katılmamış olduğunu bile düşünebilirsiniz. çünkü sadece biz, sahip olduğumuz sevme kapasitesiyle bu kayıtsız dünyaya anlam kazandırabiliriz. ancak pek çok insan, mutluluğun peşinde inatla koşmaya devam ediyor. ve bazen ona ulaşıyor da. basit şeyler sayesinde; tıpkı aile gibi, iş gibi, ya da gelecek nesillerin daha anlayışlı olma umudu gibi."

---çok ciddi spoiler başlıyor---

filminde kendi yarattığı hümanist, entellektüel, yaşlı profesörü intihar ettirerek ve intihar ediş şekliyle de dalga geçerek kendiyle de kafa bulmayı becerir woody allen. film ise bambaşka hayatları anlatır. araya sıkıştırılmış çerez gibidir louis levy.

---spoilerlar bitti---


herkesin kendinden birşeyler bulabilir woody allen filmlerinde. new york aşığı, hınzır, huysuz, caz sever, her filminde yahudilikten bir şekilde bahsemeyi beceren woody allen'a çok geç kalmamak lazımdır..

2 comments:

  1. adam gibi izleyemedim ben de duydum duyalı. sırf biraz renkli ve akdenizimsi diye vicky christina barcelona'yı izledim. o da eh yani, biraz boş geldi. hiç izlememiş birine ilk neyi izlemesini tavsiye edersin?

    ReplyDelete
  2. annie hall ile başlayıp, crimes and misdemeanors, manhattan, anything else, interiors, cassandras dream, whatever works, match point diye gidebilirsin. hepsi şahane filmler. ben tekrara başladım :)
    ekşisözlük'te güzel yazılar da var filmlerle ilgili.

    ReplyDelete