Saturday, 19 February 2011

Erbil'de bir mekan, Costa Rica Coffee

Erbil'e gelmeden önce şehri araştırmak istediğimde çok az kaynak bulmuştum. bu sebeple şehrin mekanlarını anlatmanın iyi olacağını düşündüm. Seriye de Costa Rica Coffee ile başlıyorum..


Erbil'de hızlı internet ve güzel kahve için her zaman Costa Rica Coffee


Cafe, Erbil'de geçirdiğim ilk 2 ay, internete eriştiğim, iş stresinden ve de iş arkadaşlarımdan uzaklaştığım bir mekan olarak birinci sırada yerini almayı hak ediyor. Gulan caddesi üzerinde bulunan cafe, Musul yolundan Gulan'a girildiğinde, Erbil Rotana Otel'i geçtikten hemen sonra, 250 m ilerde solda bulunuyor. Duyduğuma göre İngilterede bulunan bir cafeler zincirinin Erbil ayağıymış. Kahveleri gayet güzel ve New York Cheese Cake'i de gerçekten tadılmaya değer. Cafe'nin müdavimleri genelde yabancılar olmakla beraber Erbil gençliği için de sohbet ortamı olan mekan akşamları bir hayli kalabalık oluyor. Gündüzleri ise dingin bir yer olarak çalışmaya ve kitap okumaya da müsait.

Cafe'nin fiyatları ise Türkiye'de gidilecek orta-üst seviye bir cafe ile aynı diyebilirim. 5 dolara güzel bir medium americano içip, 4 dolara mediım çay içebileceğiniz mekanda, 5 dolara da cheese cake yiyebilirsiniz. Fakat bu fiyatlar Erbil için ucuz değil. Kale civarında güzel bir kaçak çayı 250 kuruşa, yarım ekmek döneri 1.5 tl'ye alabildiğinizi düşünürseniz mekanın pahalılığını canlandırabilirsiniz.

Dekorasyonu gayet modern tasarnalmış olan Cafe'nin benim üzerimde huzur bırakan bir etkisi var. Cam ve alüminyum iki yarım duvarın, fıstık yeşili, bordo ve turuncu renklerle tamamlanması ve ışıklandırma sisteminin de bunda etkisi büyük. Koltuk-sehpa, masa-sandalye ve masa-koltuk şeklinde oturma düzeni ile de her türden omurgaya hitap eden anatomik bir oturma seçkisine de sahip cafemiz.



Cafenin en belirgin özelliği ise çalışanlarının Kürt ya da Arap olmamaları. Nepal, Etiyopya ve Hindistan'dan gelen güleryüzlü gençlerin işlettiği cafede iletişim dili de haliyle İngilizce. Erbil'de hizmet sektöründe çalışan çok fazla yabancı var. Çalışma vizesi almanın kolaylığı ve ülkelerinin ağır ekonomik sorunları, ülkelerine gönderebilecekleri birkaç yüz dolar için bu gençleri yurtlarından uzakta çalışmaya yönlendiriyor. Özellikle hizmet sektöründe çalışan yabancıların çok olmasının bir sebebi de yerel halkın çalışma konusunda isteksizliği diyebilirim. özellikle kadınlar iş hayatının dışında olduğu için, zengin kürtler temizlik, çocuk bakıcılığı gibi bayan gerektiren iş gücü için Etiyopya'lı genç kızları çalıştırıyorlar. Erbil'de istihdan üzerine bir yazı yazdığımda daha geniş olarak açıklayacağım bu detayı şimdilik geçiyorum.
..
Bir sigara içip yazmaya devam edeceğim. Evet, Costa Rica Cafe'deyim ve burada sigara içmek yasak..
..
Erbil'de kapalı ve açık ortamlarda sigara içmek genelde serbest olduğu halde Cafe Costa Rica'da sigara içmenin yasak olması da mekanı ayıran bir detay.

Cafe'de bulunan iki dev ekranda sürekli cnn international açık. Başka müzik de yok kanal da. zaten kimsenin tv izlediğini de görmedim şimdiye kadar aslına bakarsanız.


Costa Rica Cafe uzun süre, en azından alternatifleri açılıncaya dek, geleceğim bir yer olacak gibi duruyor..

Fiyat için 3 yıldız verdiğim mekana, tadları için 4 yıldız, mekan tasarımı için ise 5yıldız veriyorum..


3 comments:

  1. Bildiğimiz Costa Café'lerin bir Erbil frençayzı galiba. Allah sizi inandırsın, Sıtarbaks türünden bu tip kafelere ben ilk defa dingiltere'de gittim. Ona da bir arkadaş kolumdan yapıştı gel gidelim dedi, uyduk. İnanır mısınız, üstü köpüklü o tip bi kahveyi görünce nasıl içeceğimi bilemedim önce. Şeker atmak istiyordum, fakat üstündeki köpüğü bozarsam ayıp ya da ayılık mı olurdu acaba diye içimden geçiriyordum. Neyse köpüğü çok bozmadan yandan yandan döktüm şekeri. Yine aynı çetin koşullarda karıştırdım. Karşımdaki bişey demedi beni bu biçimde yandan yandan izlerken. Herhalde, ne yapmaya çalıştığımı anlayamadı gitti :)
    Hep bi antipatim vardı, çünkü tikicanlar ıkınsular çıkmazdı bu kafeden. Onlar nereye ben tersine anlayışım her zaman baki kalacak...

    Efendim, mevzuya dönersek Costa'dan başka yerde bulunmayan bir büyük fincan olayı var. Onu tavsiye eteceğim. Görüyosunuz, branız nerdeen nerelere yükseldi :) R.İ.'in bi repliği var malum, "hangi boy olsun: tall, grande, verdi?" diyen kıza "tol-grendi-vitti bitti gitti hadi laaa" demesine hala bayılırım. İşte o boyların en böyüğününe mahsus kahveyle dolduğunda tek elinizle kaldıramadığınız için çift saplı, kazan misali bir fincan var. Ondaki dadı hiç biri vermiyi bana ardılım. Bi dahakine benim için ondan iç...

    ReplyDelete
  2. :)
    Bence çakmadır burası bulut. Frenchayzing icin gerekli parayi verdiklerini hic sanmiyorum ana firmaya. Bulut’un sıtarbaks misali kahve ile imtihanı aslında benim de yaşadığım cinsten şeyler. İlk nerede içtiğimi hatırlamıyorum köpüklü kahveyi. şaşırmış fakat çok stres yapmamış ve kahvenin köpüklerini çay kasigiyla yiyivermiştim keyifle. Sonraları da köpüğün üstune serpilmiş esmer şekerin de köpüğe güzel tad verdiğini farkettim. Deneyin derim. Fakat şeker köpüğe batmadan acele acele yemek zorundasınız. Bu arada Mochaydi latteydi derken zaman geçtikçe köpüksüz olan americanoda karar kilmamda da, bu kopuk meselesinin kahve içmek işini başlı başına bir uğraşa dönüştürmesinin payı var. Bi de simdi biyiklarim var ki, bu kopuklerin bıyıklarıma zarar verecegini de dusunmuyor degilim. eşkimiş köpüklü ayran degil ki ictigin yarasın !
    Buradaki kahve boyutları hangi dildedir bilmiyorum ama orta boy için “medio” yazmışlar. Ben ise sanki tshirt alırmışçasına sürekli medium diyorum. Ayrıca “strong or regular” diye de soruyorlar. Regular tercih ediyorum. O yüzden daha onlar sormadan medium, regular americano deyiveriyorum. Birgun de gidip büyüğünden ya da küçüğünden almadım. strong almadığım gibi. Zaar Alnımıza yazılmış medio ve regular. fakat bir dahaki sefere senin için en büyüğünden içerim bulut.

    Bu arada küçükken misafir geldiğinde annemin çocuklar için pişirdiği mis gibi sütlü türk kahvelerini hatırladım şimdi. İçerken sütün yüzeyde bıraktığı sıcak tabakanın dudağa yapışması, az yakması filan çok keyifliydi..

    ReplyDelete
  3. Oldum olası sevmedim o köpüklü içeçekleri.Bıyığın olmasa da dudakların beyle bir komik oluyor zati ardılcanım!
    Dert etme yani bıyığlaran bir şey olmasın!
    Bir de etrafımda "yağniiii.." ile başlayan cümleli yapış yapış genç kadınlarımız efendime söyleyeyim zibidi kokulu yağız delüğanlılarımızı görmekten zevk almadığım için hala favori mekanım olan özsüt pastanelerinden vazgeçmiyorum...
    Yaşasın huleeyyn pastane kültürü!

    Ardıl bir de gözlerimi dolduran bir detay eklemişsin ki en sona gavurun yapacağı iş değil.
    O sütlü türk kahvesini hatırlatmayana kadar ne güzel gülüp eğleniyordum okuyup yazılanları.O benim unuttuğum ama her hatırladığımda özlediğim bir detaydır.Şimdi yapsalar da o zevk olmaz ki.Annemin beni misafirlikte sokaktan eve sokmasını sağlayan yegane sebepti o sütlü türk gayfesi var ya!

    ReplyDelete