Friday, 4 February 2011

Erbil-2

Erbil-2
Bölgeye bakış

Erbil’i anlamak için sanırım önce Kuzey Irak’ı anlamak lazım. 1990’ların başında görece bağımsızlığını ilan etmiş olan Kürt bölgesi, aslında 1970’te Molla Mustafa Barzani ile Saddam arasında yapılan özerklik anlaşması ile Erbil’de bulunan bir yerel parlemento ile özerkliğini kazanmıştır. 1980-1988 arasında devam eden İran-Irak savaşı öncesinde Saddam’ın Kürt Bakanları parlementodan atması ile tırmanan gerilim sonrası Kürtlerin savaşta taraf olması Irak merkezi yönetimi ile aralarını açar. 1991 yılında yaşanan Kürt intifadasına kadar olan süreye kadar da Saddam ile savaşarak yaşamaya çalışan Kürtler, Halepçe katliamı gibi yüzyılın büyük dramlarından birini yaşamışlardır. Halepçe, Irak’ın kuzey güney koridorunda önemli bir geçiş noktasıdır. Halepçe’nin düşmesi Saddam’ın kuzeydeki orduları ile bağlantısını koparmıştır. Bu sebepten dolayı Saddam, İran ile beraber Halepçe’yi ele geçirmiş olan KYB’ye (Kürdistan Yurtseverler Birliği) bağlı birliklere Halepçe’den çıkmamaları halinde kimyasal bomba kullanacağını söyleyerek tehdit etmiş ve birliklerin Halepçe’den çıkmamaları sebebiyle kimyasal silah kullanmıştır.

Yakın geçmişte büyük bedeller ödemiş olan Kürtler şimdilerde elde ettikleri özgürlüklerine sıkı sıkı sarılmaktalar. Dünyanın en kaliteli petrol rezervlerine sahip oldukları halde, elektrik ve su sıkıntısı çeken, kanalizasyonların açıkta aktığı şehirlerinin altyapılarını yeniliyor ve göğe yükselen binalar dikiyorlar.

Kürt bölgesi ırkların ve dinlerin iç içe yaşadığı bir coğrafya. Saddam’ın zulmünden kaçan azınlıklar, Keldaniler, Asuriler ve Türkmenler için de sığınak olmuş aslında Kürt coğrafyası. Türkiye, Suriye ve İran ile sınırı bulunan ve Bağdat yakınlarına kadar uzanan bölge son yıllarda yakaladığı istikrar ve ülke petrolünden aldığı pay ile hızla büyümekte. Irak’ta yaşanan bombalı saldırıların yaşanmadığı, KRG (Kurdistan Regional Government) özerkliğinde yönetilen coğrafya, Irak’ın diğer bölgeleri ile kıyaslanmayacak kadar da güvenli bir bölge. Asayiş adlı silahlı örgütün sıkı denetimleri sayesinde Irak’ın diğer kentlerde yaşanan bombalı saldırılara rastlanmıyor Kürt şehirlerinde.

Gece bile sarı tonları hissediliyor bu eski coğrafyanın. Tozdan perdenin gizlemeye çalıştığı kötü zaman hatıralarını unutmaya çalışan genç bir yaşlı gibi Erbil. Gençliği, dinamik büyümesinden. Yaşlılığı, ise insanların anlattıkları hikayelerdeki acıdan ve gözlerden belli yaşanmışlığın verdiği yorgunluktan. Mevsimin sonbahar olduğunu, yaprakların dökülmesi gerektiğini unutmuştu sanki doğa ve yaz akşamlarından kalma bir gece önümüzde uzanıyordu.

Bölge tam bir diller karmaşası. Türkiye ve bölgenin Türkiye sınırındaki bölgelerde konuşulan Kürtçeye “Badini” diyorlar. Dil kuzey güney ekseninde değişikliğe uğruyor denilebilir. Erbil, Süleymaniye ve Kerkük’te konuşulan “Sorani” ve daha güneyde, Halepçe’nin de aşağılarında konuşulan dil ise “Hawrami” olarak adlandırılıyor. İran-Irak sınırında yaşayan Gor’ların ise Türkiye’de konuşulan Zazaca’ya çok yakın bir dil olduğunu, kaynağımın söylentiler olduğunu söyleyerek belirtebilirim. Gramer yapıları aynı olan bu diller, komşu oldukları dillerden etkilenerek farklılıklara uğramışlar. Belirli bir süre beraber yaşayınca herhangi bir dile hakim olan biri diğer dilleri rahatlıkla anlayabiliyor.

25 yaşın üstündekiler Arapçayı çok iyi biliyorlar, İngilizce ise lise seviyesinde eğitim almış hemen herkesin konuşabildiği bir dil. Bunun yanında yörede yaşayan Türkmen’in konuştuğu Türkçeyi de ekleyebiliriz. Türkçe bilmek, Türk şirketlerinde çalışmak için avantaj olduğu için öğrenmeye çalışıyorlar. Bu kadar çok dilin konuşulduğu bir bölgede yaşamak keyifli oluyor.

No comments:

Post a Comment