Friday, 28 January 2011

Gay temali bir İskoç kartpostalının Diyarbakır'da yaratabileceği şeyler üzerine

Nicedir asker ağa Cem'e kartpostal göndermek istiyorum. Fakat turizminden başka bir yatırımı olmayan ve bunu William Wallace'tan İskoç davarına kadar eldekileri allayıp pullayıp dibine kadar pazarlayan Edinburgh'da bir münasip kart bulamadım.

Aslında göndermek istediğim elbette ki, "ben burdayım, sen askerdesin" kartı değil. Tam tersi amacım bir ritüeli yaşatmaya devam etmek. Buralarda Sibel Can kartpostalı bulamayacağıma göre en azından bir Kim Kardashian ya da Cheryl Cole göndereyim istedim. Hani, bizdeki tursitik rezaletlerden ve sadece bir tanesidir: göt arasına mayosu kaç(ırıl)mış, veya anadan üryan plajda serilen güzelim kızceğizler olur. Bunlar bir kenara, en azından askerlik şubesinden geçip Cem'in eline ulaşabilecek bir karta bakındım. Dikkatle turistik dükkanlarda bu tip kartlar aranırken daha önce dikkatimi çekmeyen başka bir şeyin farkına vardım.

İçinde İskoç davarının bulunduğu binlerce kartpostal varken, kadın olan bir tane bile yok!İngiltere'de kadın ficudunun istismarına duyulan derin tepki ve hassasiyetten mi dersiniz? Elbetteki hayır, tam tersi burada işin içinde kadın olmadan işler yürümüyor. Fakat, onun yerine edeleli ve üstünde bi don veya etek bulunan, ya da bişey bulunmayan erkekler ve bunların bireysel veya önlü arkalı şekilde poz verdiği kartlar mevcut. Tabii Türkiye'de ve bir çok muhafazakar Avrupa ve doğu ülkelesinde böyle kartların satışı biraz kasabilir. Sanırım İskoçlar bu açık pazarı değerlendiriyorlar.

Amma ve lakin bu durum beni başka bir düşünceye de daldırdı çıkarttı. Neden arkadaşları bir askere Sibel Can vb. içerikli kartpostal gönderir? Müzikal hayranlığını bir kenara koyarsak bence bu durum kısıtlı imkanlar ve kontroller dahilinde ülke insanının pratik bir çözümünü işaret ediyor. Şimdi efendim, eğri oturalım doğru konşalım. Askerin belli ihtiyaçları var, o abazan ortamda 3 olan libido birbirlerine verilen gaz ilen 5 oluyor, 7 oluyor. Neşriyat sokmak da yasak olduğuna göre. Birinin asker arkadaşına yapabileceği en büyük kıyak o neşriyata yakın bir fotoğraf göndermek olabilir. Fakat, zinhar açıkta bir yeri varsa hayatta askerin eline geçmez. Bu durumda, askerin her kıvrımını bildiği bir ficud hatırlatılmalı fakat bu düşünceyi de tetiklerken kesinlikle âdab sınırları içinde ve kışla sınırlarından içeriye girebilecek bir şey olmalı. Buna biçilmiş kaftan, dansözlerin şahı, "Balık eti" kavramının model kişisi Sibel Can olmayacak da ben mi olacam.

Durum Sibel Can'la özdeşmiş ve hatta gelenekselleşmişse öyle bir şey gönderebilsem güzel olacaktı. Ben bişey bulamadım. Gay kartı gönderirsem ve o kart bi ihtimal içeri girerse sanırım o zaman Cem'in başını yakarım ya da kısmetini arttırırım bilemiyorum.

Sanırım alttakini ya da başka bir "fikren fenteziye açık şeklen dar kadrajlı" kartpostal arayışımı sürdüreceğim.

No comments:

Post a Comment